Tek başıma bi ağaç gibi kökleşmediğim sürece en ufacık rüzgarda eğilip bükülecek yeri gelince de dallarımın kırılmasına katlanacağım.

Düş ve Zaman

Her gün bir öncekinin tıpatıp aynısı gibi.

Her geçen gün yitip giden umutlar gibi.

Rüzgarda sararıp dökülen yapraklar gibi.

Yastığa koyuyorum başımı belki saatlerce uyumayı bekliyorum.

Planlı yaşaması ben gibi kafası dolmuş taşmış insanlara o kadar zor ki.

Beynimi her geçen gün gereksiz yoruyorum.

Ve gereksizleşiyor saniyeler de.

Oyun oynuyoruz.Tatlı bir oyun bizimki.

Kaybedince anlıyorsun saniyeleri.

Sonra tek bir an yakalamaya çalışıyorsun ömründe.

Kafan durmadan o anın içinde dolanıyor.

Sen o ana dalıp dalıp giderken de düşünceler çarşaf gibi ayağına dolanıyor.

Öz.

Fikirlerim ne kadar özgür olsa da bu dört duvar içinde sıkışıp kalıyorum işte.Kendimi geliştirmem gerekirken çevremin sığ düşüncelerle dolu olması beni bir an olsun mutlu hissettirmiyor.Onların kafa yapılarına o kadar uzağım ki benden uzaklaşsalar dahi o mutsuzluğum aklıma geldikçe senin yerin orası değil diyorum.Çünkü anladım ki insanın yalnızlaşması tamamen içsel bir durum.Öyle yanında birinin var olmasıyla insan kalabalıklaşmıyor.En sonu çareyi yazmakta bulup sığındığım sayfaları farkederler diye ödüm kopuyor.Kendimi soyutlamanın belki başka yolu da bu olsa gerek.Yazıları kelimeleri özenle seçerek yazmıyorum.Zaten planlı gitmesi gereken hayatı bir an olsun akışında değerlendirmek yazıyı kendimce daha samimi kılıyor.Bu da yazmanın bendeki değerini oluşturuyor.Farkedilmek isteseydim burda bir blog yazısı yazmaya kalkışmazdım.İnstagramda efektli fotoğrafımın altına alakasız yazı yazıp farklı biri olmaya çalışırdım.

Öz.

Fikirlerim ne kadar özgür olsa da bu dört duvar içinde sıkışıp kalıyorum işte.Kendimi geliştirmem gerekirken çevremin sığ düşüncelerle dolu olması beni bir an olsun mutlu hissettirmiyor.Onların kafa yapılarına o kadar uzağım ki benden uzaklaşsalar dahi o mutsuzluğum aklıma geldikçe senin yerin orası değil diyorum.Çünkü anladım ki insanın yalnızlaşması tamamen içsel bir durum.öyle yanında birinin var olmasıyla insan kalabalıklaşmıyor.En sonu çareyi yazmakta bulup sığındığım sayfaları farkederler diye ödüm kopuyor.Kendimi soyutlamanın belki başka yolu da bu olsa gerek.Yazıları kelimeleri özenle seçerek yazmıyorum.Zaten planlı gitmesi gereken hayatı bir an olsun akışında değerlendirmek yazıyı kendimce daha samimi kılıyor.Bu da yazamanın bendeki değerini oluşturuyor.Farkedilmek isteseydim burda bir blog yazısı yazmaya kalkışmazdım.İnstagramda efektli fotoğrafımın altına alakasız yazı yazıp farklı biri olmaya çalışırdım.